DERGİYİ İNCELE
DERGİYİ İNCELE

ÇED Raporu: İnşaat Projelerinin Sürdürülebilirlik Pusulası

İnşaat sektörü, sadece binalar, yollar veya köprüler inşa etmekle kalmaz; aynı zamanda geleceği, şehirlerin çehresini ve en önemlisi, yaşam alanlarımızı şekillendirir. Bu büyük sorumluluk, beraberinde karmaşık bir planlama ve yasal süreçler dizisini getirir. Bu süreçlerin içinde, adını sıkça duyulan fakat detayları, kendisine ihtiyaç duyulana kadar tam olarak bilinmeyen bir kavram var: Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu.

Belki bugüne kadar yürüttüğünüz projelerde ÇED Raporu hazırlama zorunluluğu ile karşılaşmamış olabilirsiniz. Ancak sektörün giderek daha karmaşık hale gelen mevzuat yapısı ve artan çevresel duyarlılık, bu raporu artık yalnızca büyük ölçekli yatırımların değil, orta ve hatta küçük ölçekli projelerin de gündemine taşıyacaktır.

ÇED Raporu, bir projenin sadece teknik yeterliliğini değil, çevresel sürdürülebilirliğini de belgeleyen bir çerçeve sunar. Şantiye sahasında temel kazısı başlamadan önce, o zeminin sadece taşıma kapasitesini değil, ekolojik ve sosyolojik yükünü de hesaplanmak zorunda olduğunuzu belgeler. “Bu projeyi hayata geçirirken çevreye en az müdahaleyi nasıl sağlarım?” sorusunun bilimsel ve sistematik cevabını verir.

Bugün için yalnızca belirli eşik değerleri aşan projeler için zorunlu olan ÇED süreci, yakın gelecekte daha yaygın bir uygulama alanına kavuşacaktır diye tahmin ediyoruz. Çünkü artık mesele sadece inşa etmek değil; nasıl, nerede ve ne şekilde inşa ettiğimizdir. Bu nedenle, her mühendisin ve müteahhidin ÇED süreçlerini yalnızca bir yasal zorunluluk olarak değil, aynı zamanda proje yönetiminin ayrılmaz bir parçası olarak görmesi gerekiyor.

Peki, bu rapor tam olarak nedir ve neden bir projenin kaderini belirleyecek kadar önemlidir? Gelin, ÇED Raporunun ne olduğunu, uluslararası karşılığını ve en önemlisi, inşaat sektöründeki rolünü birlikte inceleyelim.

ÇED Nedir? ÇED Neden Sadece Birkaç Sayfa Rapordan Daha Fazlasıdır?

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), belirli bir projenin çevre üzerinde oluşturabileceği olumlu veya olumsuz etkilerin belirlenmesi, bu etkilerin önlenmesi, azaltılması veya telafi edilmesi için alınacak önlemlerin saptanması amacıyla yapılan çok disiplinli bir çalışmadır. Bu çalışma, sadece bir evrak yığını değil, projenin en başından sonuna kadar çevresel sürdürülebilirliği güvence altına alan bir yönetim aracıdır.

Bir inşaat projesinin çevresel etkileri çok geniştir:

Hava ve Su Kirliliği: İnşaat süreci boyunca ortaya çıkan toz, duman, hafriyat atıkları ve şantiye atık sularının çevreye olan etkileri.

Toprak ve Biyolojik Çeşitlilik: Proje alanının toprak yapısına, bitki örtüsüne ve doğal yaşam popülasyonlarına verebileceği zararlar.

Gürültü ve Titreşim: Şantiye faaliyetlerinin çevredeki yerleşim yerlerinde yaşayan insanlar üzerindeki etkileri.

Sosyo-ekonomik Etkiler: Projenin bölgenin demografik yapısını, sosyal dokusunu ve yerel ekonomiyi nasıl değiştireceği.

ÇED Raporu, tüm bu etkileri bilimsel yöntemlerle analiz eder ve projenin hayata geçirilmesi için en ideal yolu gösterir. ÇED gerektiren bir projede, ÇED sürecinden “Olumlu” kararı almadan projenize ruhsat veya yatırım izni alamazsınız. Bu nedenle, ÇED raporu, projenizin yasal ve finansal sağlamlığı için vazgeçilmez bir ön koşuldur.

Türkiye’de ÇED Uygulaması Ne Zaman Başladı?

Türkiye, ÇED sürecini ilk olarak 1983 yılında yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanunu ile yasal zemine oturtmuştur. Ancak bu kavramın fiilen bir yönetmelikle uygulanmaya başlanması, 7 Şubat 1993 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği” ile olmuştur.

İlk yönetmeliğin yayımlanmasının ardından geçen yıllarda, hem çevresel sorunların artması hem de uluslararası standartlara uyum sağlama ihtiyacı, yönetmelikte defalarca revizyona gidilmesini gerektirmiştir. Özellikle 2014 yılında yürürlüğe giren ve sonrasında çeşitli tarihlerde (2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında) değişikliklere uğrayan ÇED Yönetmeliği, güncel uygulamaların temelini oluşturmaktadır. En son olarak 29 Temmuz 2022’de yayımlanan yönetmelik, sürdürülebilirlik planı ve iklim değişikliğine uyum gibi konuları raporlara dahil ederek ÇED sürecini daha kapsamlı ve güncel hale getirmiştir.

Bu tarihsel gelişim, ÇED’in sadece bir bürokratik prosedürden ibaret olmadığını, çevresel duyarlılığın ve yasal gerekliliklerin zaman içinde nasıl değiştiğini de gözler önüne sermektedir.

ÇED Raporunun Uluslararası AlandakiYeri

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kavramı, sadece Türkiye’ye özgü değildir. Dünyanın birçok ülkesinde “Environmental Impact Assessment” (EIA) olarak bilinir ve benzer amaçlarla kullanılır. Bu sistem, 1970’li yıllarda ABD’de ortaya çıkmış ve kısa sürede Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar tarafından kabul görmüştür.

Günümüzde, uluslararası finans kuruluşlarından kredi almak isteyen büyük projeler için ÇED/EIA raporu neredeyse bir standart haline gelmiştir. Bu rapor, sadece yerel mevzuatlara uyumu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda projenin küresel çevre standartlarına uygunluğunu da göstererek uluslararası saygınlık kazandırır. Bu da demektir ki, yurt dışı projelerde yer almak isteyen müteahhitler için ÇED/EIA süreçlerine hakim olmak, rekabet avantajı sağlamaktadır.

Peki, ÇED Raporunu Kim Hazırlar ve Bu Süreç Nasıl İşler?

ÇED Raporunun hazırlanması, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan “Yeterlik Belgesi” almış, konusunda uzman Çevre Danışmanlık Firmaları aracılığıyla yürütülür. Projenin sahibi bir bakanlık veya kamu kurumu olsa dahi, raporun bağımsız ve objektif bir şekilde yetkili danışmanlar tarafından hazırlanması esastır.

ÇED süreci, projenin büyüklüğüne ve etkisine göre iki ana gruba ayrılır:

  1. ÇED Gerekli Kararı: ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan, çevreye etkisi yüksek projeler için geçerlidir. Bu projeler için detaylı bir ÇED Raporu hazırlanır ve süreç, Bakanlık tarafından kurulan bir “İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK)” ile yönetilir.
  2. ÇED Gerekli Değildir Kararı: Yönetmeliğin Ek-2 listesinde yer alan, çevreye etkisi daha sınırlı olan projeler için “Proje Tanıtım Dosyası” (PTD) hazırlanır. Bu dosya, projenin kapsamını, yerini ve olası etkilerini kısaca anlatır ve süreç daha hızlı tamamlanır.

Her iki durumda da süreç, danışmanlık firmasının saha etütleri, çevre analizleri, modellemeler ve raporlama aşamalarını içerir. Sürecin en önemli basamaklarından biri de Halkın Katılımı Toplantısı‘dır. Bu toplantıda, projenin uygulanacağı bölgenin halkı bilgilendirilir, görüş ve önerileri alınır. Böylece, projenin çevresel etkileri, yerel halkın beklentileri de göz önüne alınarak değerlendirilir. Toplantılardan ve komisyon incelemelerinden sonra hazırlanan nihai rapor, Bakanlığa sunulur ve “ÇED Olumlu” veya “ÇED Olumsuz” kararı verilir.

ÇED Raporu Neden İnşaat Müteahhitleri İçin Önemlidir?

ÇED Raporu, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda akıllı bir iş stratejisidir. Bir proje için ÇED Olumlu kararı almak, projeye dair riskleri erken aşamada tespit etmek ve çözümler üretmek demektir. Bu sayede:

Hukuki ve Mali Riskler Azalır: ÇED sürecini doğru yöneten bir müteahhit, ileride karşılaşabileceği hukuki davalardan, projelerin durdurulmasından veya yüksek idari para cezalarından kaçınmış olur.

Proje Kalitesi Artar: ÇED süreci, projenin çevre dostu ve sürdürülebilir teknolojilerle tasarlanmasına teşvik eder. Bu da projenin uzun ömürlü ve daha değerli olmasını sağlar.

Kamuoyu ve Paydaşlarla İlişkiler Gelişir: Halkın katılım toplantıları, proje sahibinin yerel halkla şeffaf bir iletişim kurmasını sağlar. Bu, projenin toplumsal kabulünü artırır ve olası itirazları minimize eder.

İtibar ve Marka Değeri Yükselir: Çevreye duyarlı projeler, müteahhit firmanın sektördeki itibarını ve marka değerini yükseltir.

ÇED Raporu, doğayla birlikte bir proje geliştirmenin anahtarıdır. İnşaat sektörünün geleceği, sadece sağlam binalar inşa etmekten değil, aynı zamanda çevreye ve insanlığa saygılı, sürdürülebilir projeler üretmekten geçiyor.

Bu bilinçle hareket eden her müteahhit ve mühendis, sadece bugünün değil, yarının da güçlü ve sorumlu yapılarını inşa edecektir.

İnşaat Hesabı Dergisi olarak, bu yazımızda sizlere Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinden özetle bahsettik.Günümüzde, çevre hassasiyetinin hem uluslararası alanda hem de Türkiye’de kamu düzeyinde giderek arttığı bu dönemde, özellikle büyük inşaat işlerinden en küçüklerine kadar ÇED ve benzeri raporlar yakın zamanda gündemimize çok daha yoğun bir şekilde gireceğini düşünüyoruz. Hatta, bir mahalle arasında yapılan küçük bir bina projesinin bile kendine özel, dar kapsamlı bir ÇED raporunun gerekliliğine inanıyoruz. Bu yaklaşım, her ölçekteki yapılaşmanın çevresel etkilerinin en baştan değerlendirilerek minimize edilmesini sağlayacak ve daha yaşanabilir şehirler inşa etme hedefimize katkıda bulunacaktır. İnşaat sektörünün sorumlu paydaşları olarak, geleceği sadece betonarme yapılarla değil, aynı zamanda çevreye duyarlı ve sürdürülebilir yaklaşımlarla inşa etme sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız.

 

Diğer Yazılar

spot_img

En Çok Okunanlar